Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Tron Legacy: Görsel Bir Şölene Merhaba Deyin

Hani derler ya hep Türkiye’de ilk, bizde ilk diye.
Bu sefer Türkiye’de ki Tron’un ilk incelemesi yazısı budur büyük ihtimal. 🙂
Hatta bu olsa gerek.
Sinema çalışıyor olmanın verdiği avantaj sayesinde filmi az önce izledim. Uzun zamandır film incelemesi yazmıyordum ama bu film o orucumu bozdurdu sonunda.

Bilimkurgu severler için görsel olarak, tasarım ve atmosfer olarak tam bir ziyafet.
Gerçi bilimkurgu türü ile alakası olmayanlar içinde aynı şeyi söylemek mümkün.
İzlerken adamlar yapmış abi diyorsunuz defalarca.

Film zaten genel olarak 3D olarak düşünülmüş ve çekilmiş.
Ayrıca filmdeki görsellik ve tasarımlar harika. İzlerken adamlardaki hayalgücüne bak demeden edemiyorsunuz.

Mutlaka sinemada izlenesi bir film. Bu filmi izleyince sinemada izlediğiniz bir çok 3D film size standart 35mm filmler gibi gelecektir.
Hatta bu filmden sonra büyük ihtimal çoğu 3D film pek tat vermeyecektir.
Cidden üstüne sayfalarca yazılası ve tekrar tekrar izlenesi bir film.
Ha bi’de şöyle bir tavsiyede bulanayım. Normalde ben filmleri düblaj olarak pek sevmem. Hep orijinal dili ile Türkçe altyazılı olarak izlerim.
Ama bu filmi izlerken daha iyi seyir keyfi için düblaj olarak izlemek en sağlıklısı galba.
Zira bir yandan altyazı takip edecem, diğer yandan görselliği takip edecem derken bir çok detayı kaçırıyorsunuz.
O yüzden önce altyazı olarak sonra düblaj olarak izlemek en iyisi sanırım.

Bu filmin tek eksiği remake olması veya fazla reklamı yapılmaması.
Avatar nasıl görsel şölense bu da ayrı derecede görsel bir ziyafetti.

Tron’u izlerken aklıma ilk gelen film Matrix idi. Ardından eXistenZ ve Thirteen Floor.
Eğer bu filmleri izlemedi iseniz Tron’dan önce izleyin derim.
Yok ben uğraşamam diyorsanız Tron’dan sonra ne yapıp edip izleyin.

Tron’u izlerken filmdeki gibi gerçekten başka bir dünyada hissediyorsunuz kendinizi.
Daha iyi olabilir miydi, olabilirdi belki.
Ama son zamanlarda görsellik olarak, 3D olarak, tasarım olarak izlediğim en iyi filmlerden biriydi.

Dediğim filmler görsellik olarak belki Tron kadar değil ama konu ve sernayo, kurgu olarak devasa yapımlar.
Zaten Tron 1982 yapımı olduğunu düşünürsek bu dediğim filmlerin nereden esinlendiğini anlamak pek güç değil.

Bir çok detay var, filmin konusu olsun, seyri olsun veya yapım aşamasındaki detaylar olsun. Hepsini yazıp daha güzel bir yazı olarak bitirmek isterdim ama izleyecek olanların seyir keyfi kaçmasın diye yazıyı burada bitiriyorum. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler.

Ha ek olarak filmi kesinlikle korsan olarak hatta HD, bluray olarak izlemeyin. 🙂
Çok şey kaybedersiniz.
Mutlaka ama mutlaka 3D olarak izleyin.

Tolga(detays) 26.01.2011

The Expendables – Yıldızlar Karması


The Expendables – Yıldızlar Karması

Ne zamandır bu filmi merakla bekliyorum. Neden derseniz oyuncu kadrosu başlıkta dediğim gibi yıldızlar karması niteliğinde.
Aksiyon ve dövüş filmlerinin tüm yıldızları nerede ise bu filmde.
Zaten kadroyu ilk gördüğümde koca bir “oha” çekmiştim ki geçen afişini birkez daha görünce “işte buna gidilir” dedim.

The Expendables’ın bu yıldızlar kadrosu ne derseniz yazayım;

  • Sylvester Stallone
  • Jason Statham
  • Jet Li
  • Bruce Willis
  • Arnold Schwarzenegger
  • Dolph Lundgren

(Bu arada Arnold’u animasyon olarak canlandırcak yine hatırlıyordum ama en son düşen fragmanda Arnold’u gördüm sanki. Gerçi pek fazla görünmeyecek gibi duruyor.)

Neyse efendim işte böyle bir hayvan kadrosu var.

Sıkı bir aksiyon olacağı kesin. Fragmanlar ve oyuncular bize bunu gösteriyor.
Ama dikkat ederseniz genel olarak böylesi hayvani kadroya sahip filmler pek tutmuyor ki bunun nedeni bence izleyenlerin hayvani beklentisi.
Ek olarak genel olarak senaryo ise zayıf olur böyle filmlerde.
Ama ben bu efsane kadroyu bir arada görmek istiyorum, üstüne doyumsuz aksiyon istiyorum diyorsanız zaten kimsenin kaale alacağını sanmıyorum senaryosunu falanını. 🙂
Zaten kadroya bakınca rastgele seçeceğimiz bir yıldızın oynayacağı bir film için sıradan bir izleyeci bile “aman amann” der.
Neyse film 13 Ağustos’da vizyonda.
Böylesi hayvani bir kadroya sahip filmin gişesini ve sonra gelecek eleştirileri merak etmeye başladım.

Yazıyı bitirirken en son düşen tanıtım filmini ekleyim;


Turkcell’in İnsanı Salak Yerine Koyan 3G Reklamı

Mutlaka izleyen olmuştur TRcell’in 3G reklamını.
Şimdi x bir AB ülkesini gösteriyorlar. Atıyorum adamlar polka dansı yapıyorlar. Sonra bilgisayar gösteriyorlar ve bunu 3G ile izleyin diyorlar ve hali ile takılyor.
Sonra ülkemizi gösteriyorlar. Hali ile halay çekiyorlardı galba unuttum.
Bu sefer yine 3G izleyin diyorlar ve takılmadan izleniyor.
Sonra şunun gibi birşey diyorlar ki “Dünyanın en hızlısından bile 2 kat hızlı 3G”

Valla izlerken epey küfür ettim.
İnsanları bu kadar salak yerine koymak, sallamak bu kadar ucuz olmamalı.
Lan adamlar 4G çıkardı bunlar hala neler diyor.

Neyse fazla birşey demeyecem. Zira internet hususunda Somali gibi olduğunuz için ve insan zekasına hakaret eden bu reklamdan sonra ağır falan konuşurum bi tarafıma kaçar sonra.

Ama merak ettiğim tüketici bilnemnesi veya reklam denetleme hedesi yok mu.
Zira bu reklam aleni olarak tüketiciyi yanıltan hatta dalga geçen bir reklam.

Nette bakındım bulamadım. Bulursam eklerim.


Almanya’da yaşayan 54 yaşındaki bir vatandaş trenle yolculuk ederken telefonu çalıyor.
Adamın telefon melodisi, Adolf Hitler’in bir ses kaydı var yani bir demecinden oluşan bir melodi. Ve o demecinde ise “Yahudi dünyasına ölüm” ifadesi geçiyormuş.
Trende bunu duyan birisi şikayet etmiş olmalı ki elemanı hemen yalakamış polisler.
Ayrıca telefonunda Hitler’in “tüm zamanların en büyük komutanı” diye etiketlenmiş bir de fotoğraf görüyorlar ve adam yasalar gereği 6 aylık hapis cezası alıyor.

Telefondaki o melodide bahsi geçen ifade belki ağır diyebiliriz.
Ancak zaten Almanya’da böyle bir yasa var.
Yani Nazi Partisi, Hitler’i anmak, Hitler selamı vermek gibi şeyler TAMAMEN YASAK.!!
Ha tamam zamanındaki kara günlere binaen böyle yaptırımlar var diyelim ama bu tarz bu kadar sert önlemler ve hele AB ÜLKESİ için fazla değil mi.
Yani o zamanki faşist düşüncelerden ne farkı kalıyor diye düşünüyordum ama sonra yazıyı yazarken aklıma ülkemiz geldi ve başlığa akabinde “peki ya bizde” ifadesini ekledim.

Ha başlıkta “peki ya bizde” kısmına geleyim şimdi.
Bu ülkede ayaklanma çıkararak, Doğuda isyan başlatan Şeyh Sait denen hain geçenlerde anıldı.!!
Zira ondan bir gün önce şehir merkezinde teröristlerin cenaze namazı yapıldı, bölücü sloganlar eşliğinde.
Ee apo denen it zaten hergün belediye başkanı gibi demeç verip, tehdit ediyor ve dahası bu iti hergün çarşaf çarşaf övenler var etrafımızda.

Peki biz ülkenin bu kadar a.koyanlar için ve destekçileri için hala neden susuyoruz veya yaptırım yapmıyoruz.!!
Aksine açılım, demokratikleşiyoruz zırvaları altında bu itleri hergün havlatıyor sağolsın iktidarımız.

Cidden bazen insanın isyan edesi geliyor.

Sağım Solum Sansür de Tepki Nerede!!


Sağım Solum Sansür de Tepki Nerede!!

Türkiye’de ki internet sansürü artık kabak tadı vermeye başladı. Zira Çin gibi komünist sistem yönetilen ama aleni faşizm yönetimine sahip veya şeriatla yönetilen ve yine aleni aleni faşizm ile yönetilen İran gibi ülkelerle yarışır hale geldik.

Bu arada hatırlatmak isterim. Bu yasağın temeli 2004 veya 2006 idi galba AKP’nin çıkardığı “internet yasası” vardır.!!
Ha eminim bilmeyenler bile şaşırmamıştır di mi. 🙂
Kaldıki daha hızlı tren kazasında trenler hızlı gitti diye!! makinistlere ceza veren/suçlayan bir Ulaştırma bakanına sahibiz.
O yüzden geçenlerde youtube’ye “youtube devlete savaş” açtı gibi sözleri duymak ve hala sansürü savunmalarını ve sansürün olmasına şaşırmamak lazım.

Ama normal olmayan başka birşey daha var.
Tüm bunlara eblek gibi bakan bir halk ve tepkisiz kalıp, susan bir halk.!!
Size ibrelik olarak şu olayı anlatmak istiyorum;
Zamanında Bulgaristan’da arenabg denen torrent sitesi kapandığı zaman binlerce kişi ellerinde pankart eylem yapmıştı. Niye kapattınız diye ve protesto etmişlerdi bu durumu.
Ve sıkı durun!! torrent siteleri bildiğiniz üzere “illegal” sitelerdir tabiri caizse.
Yani hukuken ve kanunen kapatılması bir çok ülkede normal.
Adam adamlar buna rağmen site niye kapandı diye tepki gösteriyor.

Peki yaz biz. ?
Bizler ise sabah ne yediğimizi unutan, dün bize küfür edenleri, hakaret edenleri iktidar yapan bir toplum olduk.
Geçenlerde bir yazı okudum. Ayda yüzlerce internet sitesi kapanıyor diyordu.
Bu doğru ise cidden korkunç.!!

Velhasıl kelam bu sansüre karşı sonunda bir tepki yürüyüşü, eylemi yapılacakmış.
Detayları buradan öğrenebilirsiniz; Sansüre Karşı Yürüyüş

Ama şimdiden buraya yazayım.
Vatan haini şey sait’in anılmasına ses etmeyenler, PKK’lı itlerin cenaze törenine izin verip, bölücü sloganlara ses etmeyenler eminimki bu eylemde binlerce polis ile hazırolda duracaklardır.
Biber gazı, hardal gazı veya boyalı su, lahımlı su.
İnternetteki şiddet umarım buna tepki gösterenlere karşı gerçek hayatta uygulanmaz.

Ek olarak üsttedeki etkinliği bu yazıyı okuyan ve sosyal ağa sahip herkes bir yazı yazarak paylaşırsa  çok güzel olur bence. Zira bu etkinlik ne kadar yayılırsa o kadar ses getirir.!

Nice sansürsüz günlere.

Boğazda Müzik Yasağı – Faşizme Doğru


Boğazda Müzik Yasağı – Faşizme Doğru

Bu sözler ağzından demokrasiyi düşürmeyen!! AKP’nin bir bakanından geldi.
Bu paşam boğazlarda müziği yasaklayacakmış hatta sıkıyca 23.59’dan sonra müzik çalsınlar bile diyebiliyor.

Sözler aynen şu; “hele 23:59’dan sonra bakın 24:00 demiyorum bir tek sesli yayın yapsınlar bakayım, göreyim hemen kapatma talimatı verdim.”
Bu sözler Çin yönetimindeki adeta faşizmden bile daha kaba yönetilen komünist bir ülkeden gelmiyor.
Veya bu sözler Hitler Almayansında Hitler’in söylediği bir söz değil.
Bu söz Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyet’in de bir siyasi iktidarın bakanından çıkan sözler.

Gerçi bu zihniyet zamanında sansürlenmedik internet sitesi kalmadı.
RTÜK ile sansürün bile sansürü yapılmaya başlandı.
Bunları eleştiren yazar ve çizerler nerede ise saat başı açılan davalar ile hunlarca saldırı altında ve baskı altındadır.

Boğaz demek eğlence demektir. Boğaz demek müzik demektir.
Hali ile boğaz demek turist demektir, Türkiye’nin dışa açılan penceresi demektir.
Ama bu zihniyetin artık o korkunç ve kirli düşüncelerini saklamaktan sakınmadıkları için faşist ülkelerde benzeri olacak bu ifadeleri kullandı.
Gerçi AKP zihniyetinde bu hep vardır. Daha önce içkiyi yasaklamak istediler. Kırmızı çizgi mubbeti çıktı. Şehir içindeki içkili yerler, şehir dışına taşınacaktı ama götleri yemedi sonra.

Recep bey ne diyordu; “Demokrasi bizim için araştır, Gerektiğinde inmesini bileceksin”
İşte bizi böylesi korkunç bir zihniyet yönetiyor.
Ve bakanın son söylemi bu zihniyetin artık bu korkunç düşüncelerini aleni şekilde icra etiğinden çekinmediğini gösteriyor.
Bunlar sadece kendine müslüman oldukları gibi kendilerine demokrat.
söyleyecek söz yok.
Halk bu rezaletleri görmezden geldikçe hatta hala oy verdikçe bu utanmazlar belli ki daha da azacaklar.

Allah ülkemizi korusun demekten başka çare yok.
Çünkü bir kez daha iktidar olurlarsa bu sefer herhalde içki yasak, eğlence yasak, bar ve tekel bayiileri yasak diye uzunca bir liste ile geri dönerler.!!

Sızdığımız Yere Dikkat Etmek Lazım


Az önce bir video izledim ve an itibari ile de içtiğim için resmen komaya girdim. haha. 😀

Reklam şu biraderler;

Haha. Süper ya.
Çok güldüm valla.
Cidden insanın sızdığı yere dikkat etmesi lazım. 😀

Neyse bu arada reklamın süperliğine laf yok.
Adamlar cidden inanılmaz yaratıcı.